
Türkiye otomotiv sanayisi, Avrupa’daki dönüşüm, Çinli üreticilerin küresel pazarlardaki yükselişi ve iç pazardaki finansman baskısının etkisi altında zorlu bir dönemden geçiyor. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, Avrupa’nın rekabet gücünü koruyabilmesi için Çin’e karşı yalnızca pazarı kapatan politikalara yönelmesinin doğru olmayacağını belirtti. Eroldu, korumacı önlemlerin kısa vadede üreticileri rahatlatabileceğini ancak uzun vadede rekabetçiliği zayıflatabileceğini ifade etti.
AVRUPA PAZAR KAYBEDİYOR
Avrupa otomotiv sanayisinin Çin ve Rusya pazarlarında önemli kayıplar yaşadığına dikkat çeken Eroldu, sektörün pandemi, elektrifikasyon sürecindeki belirsizlikler ve yüksek yatırımların getirdiği sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Rusya pazarından çekilen Batılı markaların yerini Çinli üreticilerin doldurduğunu belirten Eroldu, Rusya’ya yılın ilk yedi ayında yaklaşık 500 bin Çin otomobili gönderildiğini, mevcut eğilimin sürmesi halinde bu sayının yıllık 1 milyona ulaşabileceğini dile getirdi.
Avrupa’nın yalnızca kendi iç pazarına odaklanmasının yeterli olmayacağını vurgulayan Eroldu, asıl risklerden birinin ihracat pazarlarındaki kayıplar olduğunu kaydetti. Avrupa’nın rekabet gücünü koruyamaması halinde küresel pazarlarda daha fazla gerileyebileceğini belirten Eroldu, Çin’in Avrupa ve ABD dışındaki pazarlarda daha güçlü bir konuma gelebileceği uyarısında bulundu.
KORUMACILIK UZUN VADEDE ZARAR VEREBİLİR

Avrupa’da gündemde olan üretimi bölge içinde tutmaya yönelik düzenlemelerin otomotiv sanayisinin rekabetçiliğini olumsuz etkileme ihtimaline işaret eden Eroldu, pazarın dış rekabete kapatılmasının uzun vadede üreticileri hantallaştırabileceğini söyledi. Eroldu, korumacı politikaların kısa vadede avantaj sağlasa da ilerleyen yıllarda üreticilerin küresel pazarlarda rekabet etmesini zorlaştırabileceğini ifade etti.
Çin’in rekabetçi gücünün dengelenmesi gerektiğini belirten Eroldu, bunun Japon ve Koreli üreticilerin geçmişteki pazara giriş süreçlerinde olduğu gibi dengeli bir yaklaşımla yönetilmesinin daha doğru olacağını dile getirdi.
TÜRKİYE’DE FİNANSMAN BASKISI HİSSEDİLİYOR
Türkiye otomotiv pazarında son aylarda yaşanan zayıflamaya da değinen Eroldu, finansal piyasalardaki gelişmelerin satışlar üzerinde olumsuz etki yaratmasını beklediklerini söyledi. Eroldu, buna karşın Türkiye’de araç talebinin sürdüğünü belirterek yıl sonu pazar beklentisinin 1 milyon 100 bin ile 1 milyon 150 bin adet arasında olduğunu açıkladı.
Pazarın bu yıl 1 milyon adedin altına düşmesini beklemediğini ifade eden Eroldu, gelecek yıl için ise enflasyon ve faizlerin düşüş eğiliminde olduğu bir senaryoda pazarın gerilememesi gerektiğini söyledi. Ancak röportajda, finansman koşullarının tüketiciler üzerindeki baskısı ve son aylarda görülen zayıflama da öne çıkan riskler arasında yer aldı.
UYGUN FİYATLI OTOMOBİL ÜRETMEK ZORLAŞIYOR
Türkiye’de daha geniş tüketici kesimlerinin ulaşabileceği fiyatlarla otomobil üretme ihtiyacının devam ettiğini belirten Eroldu, 1 milyon-1,5 milyon TL aralığındaki fiyatların artık daha zor yakalandığına dikkat çekti. Petrol, ham madde ve malzeme fiyatlarındaki artışların yanı sıra homologasyon süreçlerinin de araç maliyetlerini yükselttiğini ifade eden Eroldu, en temel donanıma sahip otomobillerde bile maliyet artışlarının yaşandığını kaydetti.
Artan maliyetler, otomobil fiyatlarının geniş tüketici kesimleri için erişilebilir olmasını zorlaştıran başlıca unsurlar arasında bulunuyor.
ÇİNLİ ÜRETİCİLERE SADECE İTHALAT İÇİN KAPI AÇILMAMALI
Çinli otomotiv markalarının Türkiye’deki pazar payının yaklaşık yüzde 5 seviyesinde olduğunu belirten Eroldu, mevcut durumda daha fazla önlem alınmasını gerektirecek bir tablo görmediğini söyledi. Ancak ithalatın kolaylaştırılmasıyla Türkiye’nin dış ticaret açığının büyümesi arasında kurulması gereken dengeye dikkat çekti.
Eroldu, Türkiye’nin yaklaşık 33 milyar avroluk dış ticaret açığını daha da büyütmenin faydalı olmayacağını ifade ederek yalnızca araç ithalatına dayalı bir yaklaşımı desteklemediğini dile getirdi. Buna karşılık Türkiye’de Ar-Ge yapan, yerli tedarikçilerden alım gerçekleştiren ve teknoloji seviyesini yükselten yatırımlara olumlu baktıklarını vurguladı.
Yeni yatırımların yalnızca montajla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Eroldu, Türkiye’nin Avrupa otomotiv sanayisiyle entegrasyonunu güçlendirecek, üretime ve teknolojiye katkı sağlayacak projelerin önemine işaret etti.
AVRUPA İLE ENTEGRASYON KRİTİK ÖNEMDE
Avrupa Birliği’nde hazırlanan ve otomotiv üretiminin bölgesel kurallara bağlanmasını öngören düzenlemelerin Türkiye açısından önem taşıdığını belirten Eroldu, önceliklerinin Türk otomotiv sanayisinin Avrupa ile entegre biçimde çalışmayı sürdürmesi olduğunu söyledi. Sürecin Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve Komisyon arasındaki görüşmelerle şekilleneceğini belirten Eroldu, düzenlemenin 2027’nin ilk yarısında tamamlanmasının öngörüldüğünü aktardı.
Türkiye’nin Avrupa otomotiv ekosisteminin dışında kalmasının yaratabileceği risklere karşı ana sanayi ve tedarikçilerin birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Eroldu, Türkiye’ye gelecek yatırımların da Ar-Ge ve katma değer üretmesi gerektiğini ifade etti.
ELEKTRİKLİ ARAÇ TALEBİ MALİYETLERLE DEĞİŞİYOR
Akaryakıt fiyatlarındaki artışın tüketici tercihlerine yansımaya başladığını belirten Eroldu, Türkiye’de elektrikli araçlara doğru sınırlı bir yönelim gözlemlediğini söyledi. Bu hareketin özellikle Anadolu şehirlerinde daha belirgin olduğunu ifade eden Eroldu, kısa mesafeler ve toplu taşıma imkânlarının sınırlı olması nedeniyle otomobil ihtiyacının yüksek olduğu bölgelerde fiyatı makul elektrikli araçlara ilginin arttığını dile getirdi.
Eroldu, elektrikli araç dönüşümünde zorlayıcı düzenlemeler yerine tüketici tercihleri ve ülkelerin ekonomik koşullarının dikkate alınması gerektiğini savundu. Avrupa’da teşviklerin kaldırılmasının satışları etkileyebildiğini belirten Eroldu, dönüşümün tüketici talebi doğrultusunda ilerlemesinin daha sağlıklı olacağını söyledi.
OTOMOTİVDE İSTİHDAM BEKLENTİSİ BELİRSİZLİĞE BAĞLI
Türkiye otomotiv sanayisinde yatırımların sürdüğünü ve bazı üreticilerin kapasitelerini artırdığını belirten Eroldu, mevcut durumda sektörde istihdam kaybı yaşandığını söyleyemeyeceklerini, aksine istihdamda büyüme beklediklerini ifade etti. Bununla birlikte Avrupa’da hazırlanmakta olan düzenlemelerin özellikle tedarikçi sanayisinin geleceği açısından belirleyici olabileceğine dikkat çekti.
Eroldu’nun açıklamaları, Türkiye otomotiv sanayisinin önündeki temel sınavın yalnızca araç üretmek olmadığını ortaya koyuyor. Artan maliyetler, finansman koşulları, küresel rekabet ve Avrupa ile ilişkilerin geleceği, sektörün önümüzdeki dönemdeki performansını belirleyecek başlıca unsurlar olarak öne çıkıyor.




