
ABD ile İran arasında tırmanan gerilim, küresel enerji piyasalarını sarsarken, bunun en net yansıması akaryakıt fiyatlarında görüldü. Dünya genelinde hızla yükselen benzin ve dizel fiyatları, tüketicinin cebini doğrudan etkilerken, otomotiv sektöründe de dengeleri değiştirdi. Krizin etkilerini değerlendiren otomotiv ve elektrikli mobilite uzmanı Adnan Vardarlı, yaşanan sürecin elektrikli araçlara geçişi ciddi biçimde hızlandırdığını söyledi.
Vardarlı, özellikle Asya’da yaşanan benzin kuyruklarının ve tedarik sıkıntılarının, tüketicinin alternatif enerji kaynaklarına yönelmesini kaçınılmaz hale getirdiğini belirterek, “Yakıt fiyatlarındaki artış, elektrikli araçların sunduğu düşük kullanım maliyetini daha görünür hale getirdi. Bu nedenle elektrikli otomobillere olan talep küresel ölçekte ciddi bir sıçrama yaptı” dedi.
“Elektrikli araçlara talep patladı”
Mart ayında dünya genelinde 224 bin yeni elektrikli aracın trafiğe kaydedildiğini açıklayan Vardarlı, yılın ilk üç ayında toplam tescilin 500 bine ulaştığını ifade etti. Bu rakamın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33,5’lik artış anlamına geldiğini vurgulayan Vardarlı, “Daha da çarpıcı olan, küresel satışların yüzde 51 artmış olması. Bu artış, sektörün yönünü net şekilde ortaya koyuyor” diye konuştu.
Mart ayında toplam elektrikli araç satışlarının 1,75 milyona ulaşmasının da dikkat çekici olduğunu belirten Vardarlı, bunun bir önceki aya göre yüzde 66’lık artış anlamına geldiğini söyledi.
“Kriz dönemlerinde elektrikli araç öne çıkar”
Elektrikli araçların verimlilik avantajına dikkat çeken Vardarlı, “Elektrikli araçlar enerjinin yaklaşık yüzde 90’ını doğrudan harekete dönüştürürken, içten yanmalı motorlarda bu oran yüzde 25 seviyesinde kalıyor. Bu fark, özellikle kriz dönemlerinde tüketicinin kararını doğrudan etkiliyor” dedi.
Enerji krizinin sadece fiyat artışıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda tedarik risklerini de beraberinde getirdiğini vurgulayan Vardarlı, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan sıkıntılar ve bazı ülkelerin yakıt ihracatına getirdiği kısıtlamaların dönüşümü hızlandırdığını söyledi.
“Çinli üreticiler sahneyi devralıyor”
Küresel pazarda Çinli markaların yükselişine de dikkat çeken Vardarlı, “Çin’in elektrikli araç teknolojisine yaptığı dev yatırımların karşılığını artık net şekilde görüyoruz. Bangkok Otomobil Fuarı’nda BYD’nin Toyota’yı geride bırakması bu dönüşümün sembolik bir göstergesi” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de elektrikli dönüşüm hızlanıyor
Türkiye pazarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Vardarlı, küresel gelişmelere paralel olarak Türkiye’de de elektrikli araçlara olan ilginin hızla arttığını belirtti. Özellikle son iki yılda şarj altyapısının yaygınlaşması, devlet teşvikleri ve yerli üretim Togg’un pazara girmesinin önemli bir ivme yarattığını ifade etti.
“Büyük şehirlerde şarj istasyonlarının sayısı hızla artıyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’de hem kamu hem de özel sektör yatırımlarıyla altyapı güçleniyor” diyen Vardarlı, buna rağmen dönüşümün henüz başlangıç aşamasında olduğuna dikkat çekti.
“En büyük engel maliyet ve altyapı”
Türkiye’de elektrikli araçların önündeki engelleri de sıralayan Vardarlı, “Yüksek satış fiyatları, ikinci el pazarının henüz oluşmamış olması ve bazı bölgelerde şarj altyapısının yetersizliği tüketici açısından önemli bariyerler oluşturuyor” dedi.
Elektrikli araçlara geçişte çevresel faktörlerden çok ekonomik gerçeklerin belirleyici olduğunu vurgulayan Vardarlı, “Artan yakıt maliyetleri tüketiciyi alternatif arayışına itiyor. Elektrikli araçlar bu noktada öne çıkıyor. Ancak batarya maliyetleri, sigorta giderleri ve toplam sahip olma maliyeti hâlâ tartışma konusu” değerlendirmesinde bulundu.
Vardarlı’ya göre önümüzdeki dönemde enerji fiyatlarındaki dalgalanma devam ettikçe, elektrikli araçlara yönelim daha da hızlanacak ve otomotiv sektöründeki dönüşüm geri döndürülemez bir noktaya ulaşacak.



